Bir şirketi değerlendirirken yoruma geçmeden önce
bilanço ve gelir tablosunu masaya koymak gerekir.

👇 İşte gerçek bir örnek:

🔹 Gelir Tablosu (Özet)
• Net Satışlar: 1.000
• Brüt Kâr: 520 (%52)
• Faaliyet Kârı: 220 (%22)
• FAVÖK: 250 (%25)
• Finansman Giderleri: 180
• Vergi Sonrası Net Kâr: 30 (%3)

🔹 Bilanço (Özet)

AKTİF
• Nakit: 20
• Alacaklar: 150
• Stoklar: 200
• Makine Parkı: 300
Toplam Aktif: 670

PASİF
• Tedarikçiler: 170
• Diğer Borçlar: 60
• Uzun Vadeli Banka Kredisi: 330
• Özkaynaklar: 80
• Dönem Kârı: 30
Toplam Pasif: 670

📌 Şimdi bu tabloya bir daha bakalım.
Rakamları gördük.
Artık hikâyesini konuşabiliriz.

🧠 “Bu Şirket Kârlı mı?”

İlk bakışta tablo güzel görünüyor:
• %52 brüt kâr
• %25 FAVÖK
Ama en alta indiğimizde karşımıza şu çıkıyor:
👉 1.000 ciroya karşılık yalnızca 30 net kâr.

Yani şirket çalışıyor, üretiyor, satıyor…
Ama kazandığının büyük kısmını faize bırakıyor.

Asıl sorun nerede?
Makine parkı güçlü.
Operasyon sağlıklı.
Pazar var.

❌ Ama sermaye yapısı zayıf.
• 300’lük makine
• 330’luk uzun vadeli banka kredisi
• %55 ticari kredi faizi

Sonuç?

📉 İşletme kârı var, yatırımcı kârı yok.

“Ama özkaynak kârlılığı %37 değil mi?”

Evet, kâğıt üzerinde öyle.
Ama:
• %40 enflasyon ortamında
• Bu getiri işletmecilik riskini bile karşılamıyor.
Yani:
Bu şirket para kazanmıyor,
ayakta kalmaya çalışıyor.

❓ Peki bu şirket alınır mı?

📌 Bu haliyle: Hayır.
📌 Sermaye yapısı düzeltilirse: Kesinlikle evet.

Çünkü sorun:
• Ne satışta
• Ne üründe
• Ne üretimde

👉 Sorun sadece finansmanda.

🎯 Finansal tablo okumanın özü şudur:
Rakamlar konuşur,
yorum sonradan gelir.
Bilançoyu okumadan verilen her karar,
işi değil…
yanılgıyı satın alır.